#rum lara sempati duyan gavurların umrunda değil bu hakikatler çünkü Türk değiller
Yirmi bin.
Mora Yarımadası, 1821.
İsyan başlıyor.
Mora'daki Müslüman siviller katledilmeye başlanıyor.
Küçük kasabalarda Türk aileleri evlerine barikat kurdu.
Çoğu sağ çıkamadı.
Açlıktan teslim olanlara güvence verildi.
Sözler tutulmadı.
Erkekler anında öldürüldü.
Kadın ve çocuklar köle olarak dağıtıldı.
Sonra onlar da öldürüldü.
Bunu yazan bir Türk değil.
William St. Clair.
İngiliz tarihçi.
Oxford University Press, 1972.
Doruk noktası: 5 Ekim 1821.
Tripoliçe.
Mora'nın başkenti düşüyor.
Üç gün boyunca Müslüman ve Yahudi siviller katlediliyor.
İngiliz subay Thomas Gordon öldürülen sivil sayısını 8.000 olarak kaydediyor.
(History of the Greek Revolution, 1832)
Kuyulara cesetler atıldı.
Haftalarca açlıktan kaçan Türk çocukları tek tek vuruldu.
Bu adamlar Yunan davasına inanarak gelmişti.
Gördükleri karşısında ya istifa ettiler ya döndüler.
Alman gönüllü doktor Boldemann zehir içerek intihar etti.
"Soykırım" kavramını icat eden Lemkin, bu olayları kendi arşivinde "Yunanlıların Türklere soykırımı" olarak kaydetmiş.
St. Clair tek cümleyle özetlemiş:
Mora'da öldürülecek Türk kalmayınca soykırım sona erdi.
1







